Arakanlılara soykırım iddiasıyla Myanmar'a karşı açılan dava UAD'de görüşülüyor
Gambiya, Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD), Myanmar ordusunun kasıtlı olarak Arakanlı Müslümanları hedef aldığını ve azınlığı yok etmek amacıyla soykırım uyguladığını ileri sürdü.
Gambiya'nın "Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımın soruşturulması"na yönelik Myanmar'a karşı UAD'de açtığı davada esasa ilişkin duruşmalar başladı.
Merkezi Hollanda'nın Lahey kentindeki UAD'de 12-29 Ocak'ta gerçekleştirilecek duruşmaların ilk gününde Gambiya, Arakanlı Müslümanlara (Rohingya) yapılan soykırım nedeniyle Myanmar'ın Soykırım Sözleşmesi'ni ihlal ettiğini bildirdi.
Gambiya adına açılış sunumunu yapan Adalet Bakanı Dawda Jallow, Myanmar ordusunun Arakanlı Müslüman azınlığı yok etmek amacıyla kasıtlı olarak hedef aldığını belirtti.
Jallow, "Bu, uluslararası hukukun ezoterik meseleleriyle ilgili değil. Gerçek insanlarla, gerçek hikayelerle ve gerçek bir insan topluluğuyla ilgili. Myanmar, Arakanlıları yok edilmek için hedef aldı. Rohingyaların maruz kaldığı şey salt rakamlar ve istatistikler değil, yaşayan, nefes alan insanların acılarıdır." dedi.
Gambiya'nın avukatlarından Philippe Sands, Myanmar ordusunun, Arakanlı Müslümanlara yönelik saldırılarının "aşırı vahşeti", "organize yıkımı" ve "kadınlara yönelik cinsel şiddetin boyutu"nun soykırım niyetinin göstergesi olduğunu savundu.
Avukatlar, Myanmar yetkililerinin "temizleme operasyonları" öncesinde, sırasında ve sonrasında kullandığı "aşağılayıcı, ırkçı ve dışlayıcı ifadeler" ile "ayrımcı plan ve politikaların varlığı"nı da soykırım niyetinin kanıtları arasında gösterdi.
Gambiya'nın avukatı Paul Reichler sunumunda, BM Soruşturma Mekanizması'nın 2019 raporundaki, "Sivil öldürme her bağlamda doğası gereği vahşidir. Arakan Eyaleti'ndeki 'temizleme operasyonlarını' gerçekleştirenler buna ek bir boyut kazandırdı. Savaşanlar ile siviller arasında herhangi bir ayrım gözetme konusunda en ufak bir çaba göstermediler. Herkes hedefti ve saldırılardan kimse kurtulamadı: anneler, bebekler, hamile kadınlar, yaşlılar ve hastalar, acımasız harekatın kurbanı oldu." ifadelerini yargıçlara hatırlattı.
BM Soruşturma Mekanizması'nın 2019 raporundaki, "Eylemlerin vahşeti, bunların soykırım niyetiyle işlendiği sonucunu daha da destekliyor" ifadesini alıntılayan Gambiya'nın avukatı Arsalan Suleman, Myanmar ordusunun "ARSA saldırılarına karşı savunma" gerekçesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Myanmar, soykırım suçlamasını reddetti
Myanmar ise mahkemeye sunduğu dilekçelerde soykırım suçlamasını reddederek askeri operasyonunun meşru bir terörle mücadele harekatı olduğunu iddia etti.
UAD, yaklaşık 3 hafta sürecek duruşmalarda mağdurları ve uzmanları da kapalı oturumlarda dinleyecek.
Bu dava, soykırıma doğrudan maruz kalan bir devlet veya gruba ait ülke tarafından değil, başka bir ülke tarafından açılması bakımından önem taşıyor.
Soykırım yasağının "erga omnes" (herkese karşı) bir sorumluluk olması ve tüm devletler tarafından ileri sürülebilen bir hak olması nedeniyle, Gambiya'nın Myanmar'a açtığı bu dava birçok açıdan Güney Afrika'nın İsrail'e açtığı soykırım davasına benziyor.
Gambiya-Myanmar davası, geçirdiği usül aşamaları açısından Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı soykırım davası için önemli işaretler barındırıyor ve UAD'nin soykırım davalarındaki yaklaşımına dair emsal teşkil ediyor.
2019'dan bu yana süren dava süreci
Gambiya, 11 Kasım 2019'da Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımın soruşturulması için UAD'ye başvurmuştu.
Başvurusunda Gambiya, Myanmar'ın Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğinin tespit edilmesini, Arakanlı Müslümanlar aleyhine yapılan uluslararası hukuka aykırı eylemlerin derhal durdurulmasını, soykırım mağdurları lehine tazminat yükümlülüğünün yerine getirilmesini ve tekrarlamama güvenceleri verilmesini talep etmişti.
UAD, 23 Ocak 2020'de geçici tedbir kararı vererek Myanmar'dan, Arakanlı Müslümanlara yönelik Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesi kapsamındaki eylemlerin önlenmesi için gücü dahilindeki tüm tedbirleri almasını, bu tür eylemlerle ilgili iddialara ilişkin delillerin yok edilmesini önlemek ve korunmasını sağlamak için etkili tedbirler almasını ve aldığı tedbirlere ilişkin her altı ayda bir Divan'a rapor sunmasını istemişti.
Myanmar, 20 Ocak 2021'de Divan'ın yargı yetkisine ve davanın kabul edilebilirliğine ilişkin ön itirazlarda bulundu. UAD, 22 Temmuz 2022'de Myanmar'ın itirazlarını reddetti ve Gambiya'nın başvurusunun kabul edilebilir olduğuna hükmetmişti.
Davaya Kanada, Danimarka, Fransa, Almanya, Hollanda, İngiltere, Maldivler, Slovenya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Belçika ve İrlanda olmak üzere 11 ülke müdahil olmuştu.
Myanmar ordusunun saldırıları sebebiyle 740 binden fazla Arakanlı kaçmak zorunda kaldı
Myanmar'ın Arakan eyaletinde 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.
Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemleri başlatmıştı. 2017 yılında Myanmar ordusunun "temizleme operasyonları", öldürmeler ve cinsel şiddet ortamında 740 binden fazla Arakanlı Müslümanı kaçmaya zorladı. BM uzmanları bu eylemleri "soykırım eylemleri" olarak nitelendirdi.
BM'ye göre, Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 900 bini geçti. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtlamıştı. BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.



