Filistinli tutuklular için küresel dijital hareket başlatıldı

“Kırmızı Kurdeleler” kampanyası, siyonist rejimin hapishanelerindeki Filistinli tutukluların serbest bırakılması için küresel bir dijital hareket başlattı.

Filistinli tutuklular için küresel dijital hareket başlatıldı

“Kırmızı Kurdeleler” kampanyasının organizatörleri, İsrail işgal makamlarının hapishanelerde işlediği suçların artması karşısında Filistinli tutukluların serbest bırakılması talebiyle küresel çapta bir dijital kampanya başlattı.

Söz konusu kampanya, yaklaşık iki ay önce İngiltere’nin başkenti Londra’da başlatılan saha girişiminin devamı niteliğini taşıyor. Bu kapsamda aktivistler, sokaklara ve kamusal alanlara kırmızı kurdeleler ve tutukluların fotoğraflarını asarak, davalarının kamusal alanda kalıcı bir görsel varlık kazanmasını amaçladı.

Bugün dijital alanda ise “Özgürlük Tutuklulara” ve #FreePalHostages etiketleri eş zamanlı ve yoğun biçimde paylaşıldı. Dünyanın farklı şehirlerinden aktivistlerin katıldığı kampanyaya, Direniş Filosu aktivistleri ve Nicole Jenes de destek verdi. Hareket, geniş çaplı etkileşim gördü.

Kampanya; Kanada, Avustralya ve İsveç gibi ülkelerde hızla yayılarak dikkat çekici bir etkileşim kaydetti. Bu durum, organizatörleri çabaları artırmaya ve hareketi sürdürmeye yöneltti. Kampanyanın koordinatörü Adnan Hamidan, bu bilgileri El Cezire Net sitesine verdi.

Hamidan, bu girişimin temel motivasyonunun, Mart 2025’te Gazze Şeridi’nde imzalanan ateşkes anlaşması sonrasında yalnızca yaklaşık 2 bin tutuklunun serbest bırakılması olduğunu belirtti. Oysa İsrail hapishanelerinde tutulan toplam 11 bin Filistinliden yaklaşık 9 bin 100’ünün akıbetinin belirsizliğini koruduğunu vurguladı.

Mevcut siyasi tablonun karmaşıklığının, halk hareketini zorunlu kıldığını ifade eden Hamidan, doğrulanmış tanıklıklara göre İsrail hapishanelerinin son iki yılda “dünyanın en kötü hapishanelerine dönüştüğünü ve en vahşi suçların işlendiğini” söyledi.

Kampanyanın stratejisinin, kullanılan kavramların yeniden tanımlanmasına dayandığını aktaran Hamidan, tutukluların “savaş esiri” ya da “mahkûm” değil, “rehineler” ve “kaçırılan siviller” olarak nitelendirilmesinde ısrar ettiklerini kaydetti.

Bu tanımlamayı savunan Hamidan, tutukluların; hastanelerden kaçırılan doktorlar, evlerinden alınan kadınlar ve çocuklar ile üniversitelerinden götürülen öğrenciler olduğunu, yani savaş alanlarında yakalanmış savaşçılar ya da adli suçlular olmadıklarını belirtti.

Doktor Hüsam Ebu Safiyye’nin tıbbi kıyafetleriyle kaçırılarak bir tankın içine konulması olayını hatırlatan Hamidan, bunun “geleneksel savaş esirleri değil, sivil rehinelerin tutulduğuna dair açık bir kanıt” olduğunu söyledi.

Kampanyada kullanılan kırmızı rengin, Filistin bayrağını, kanı ve özgürlüğü simgelediğini; aynı zamanda dikkat çekici bir renk olduğunu ifade eden Hamidan, kampanyanın Gazze’de tutulan İsrailli siyonist esirlere odaklanan “sarı kurdele” kampanyalarına karşı paralel bir yanıt niteliği taşıdığını vurguladı.

“Dünya onlar için sarı rengi kaldırıyorsa, biz de kırmızı rengi yükseltiyoruz ve merkezine Filistin bayrağını koyarak binlerce Filistinli rehineyi hatırlatıyoruz.” dedi.

Kampanya, 7 Ekim 2023’ten bu yana işgalci İsrail'in hapishanelerinde yaşanan eşi benzeri görülmemiş felaket koşulları nedeniyle önem taşıyor. Bu süreçte tutuklu sayısı iki katına çıkarak zirvede 11 bini aştı.

Açıklamada, sistematik aç bırakma, fiziksel ve psikolojik işkence ile kasıtlı tıbbi ihmal politikaları nedeniyle hapishanelerin “yaşayanlar için mezarlara” dönüştüğü, onlarca kişinin hayatını kaybettiği ve bunun acil uluslararası müdahale gerektirdiği belirtildi.

Tutuklularla ilgili kurumların 2026 yılı başına kadarki verilerine göre, İsrail işgal makamları hapishanelerinde yaklaşık 9 bin 300 Filistinli bulunuyor. Bunların 350’si çocuk, 49’u ise kadın tutuklu.